O ücret geri geliyor

Hastalar profesör ya da doçente tedavi olmaları halinde fark ödeyecek. Her türlü tedavide doçentlerde üst sınır 60 Türk Lirası, profesörlerde 100 lira olacak Tedavi ve ilaç harcamalarının 35 milyar liraya ulaşması üzerine sağlık sektörünün geleceğine dair yeni kararlar alındı.

Tam Gün Yasası’nın ardından kaldırılan profesör ve doçent ünvanlı hekimlere ödenen fark ücreti geri getiriliyor.

Borç yükü altındaki üniversite hastanelerine nefes aldırması planlanan düzenlemede son sözü Bakanlar Kurulu söyleyecek. Düzenleme hayata geçirilirse üniversite hastanelerindeki tedavilerde hastalar ek ücret verecek.

Her türlü tedavide doçentlerde üst sınır 60 Türk Lirası, profesörlerde 100 lira olacak. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yetkilileri, hoca farkının geri getirilme gerekçesini “Her başı ağrıyan profesör ve doçente gidiyor. Ağır ve özellikli hastalara aynı zamanda bilimsel araştırmalara hocalar vakit ayıramıyor” sözleriyle açıkladı.

YATAN HASTADAN KATILIM PAYI

Geçen yıl kanunla yapılan yatan hastalardan katılım payı alınması uygulamasının da yeni yıldan itibaren uygulamaya geçeceği belirtildi. Hastanede yatarak tedavi gören vatandaşlardan yapılan harcamanın yüzde 1′i kadar katılım parası tahsil edilecek. Hastayı koruma adına ağır ameliyatlarda çok fazla ödeme yapılmaması için asgari ücret tavanı koyuldu. Örneğin 100 bin liralık ameliyat olan bir vatandaştan 1.000 lira yerine net ücret olan 701 TL alınacak.

500 MİLYONLUK İSRAF ÖNLENECEK

Sektörle üç yıl önce imzalanan global ilaç bütçesine ilişkin ise EKK’da herhangi bir karar alınmadı. SGK bünyesinde kurulacak komisyon ilaca ilişkin hayata geçirilecek düzenlemeleri karara bağlayacak. Hipertansiyon, mide, kemik erimesi ve kollestrol ilaçlarında teropatik eşdeğerlik uygulamasına geçilecek.

Bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara etken maddesi aynı olmasına rağmen 5 ile 40 lira ödenmesinin önüne geçilecek. Belirlenecek eşdeğer fiyat sınırını devlet ödeyecek. Böylece aynı tedaviyi sağlamasına rağmen gereksiz yere yapılan 500 milyon liralık ödeme tarihe karışacak.

Avuç içi uygulaması 20 ilde başladı

SGK’nın sağlık alanındaki suistimalleri önlemek için hazırladığı ‘Avuç içi damar izi sistemiyle biyometrik kimlik doğrulama sistemi’ 20 ilde uygulamaya başlandı. Ağrı, Amasya, Bartın, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çankırı, Iğdır, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kilis, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Sinop, Şırnak ve Yozgat illeri uygulamanın başladığı iller oldu. Diğer 61 ilde ise uygulamaya 15 Kasım’da başlanacak. Yeni sistemle biyometrik kimlik doğrulaması yapılmayan kişi sağlık kuruluşunda muayene olamayacak ve ilacını alamayacak.

Adet görmeden hamile kaldı

Konya’da genç kızlığından bu yana adet görmediği için yumurtalıkları gelişmeyen kadın, doktorlar ‘Çocuk sahibi olamazsın’ demesine rağmen tüp bebek yöntemiyle hamile kalmayı başardı

Edinilen bilgiye göre, Kerem (27) ve Güler Çakır (29) çifti, 5 yıl önce evlendi. Çocuk sahibi olamayan genç çift, evliliklerinden bir yıl sonra birçok hastaneye başvurdu.

Güler Çakır, gittiği hastanelerde genç kızlığından bu yana adet görmediği için yumurtalıklarının gelişmediğini ve çocuk sahibi olamayacağını öğrendi.

Ümitlerini kesen Çakır çifti, akrabalarının tavsiyesi üzerine yaklaşık bir yıl önce özel bir tüp bebek merkezine gitti.

Burada uygulanan tedavi sonrası Güler Çakır, hamile kaldı. 7 aylık hamile olan ve bir kız çocuğu bekleyen genç kadın, bebeğini kucağına alacağı günü özlemle bekliyor.

HAMİLE OLDUĞUNA İNANAMAMIŞ

Güler Çakır, yaptığı açıklamada, 5 yıl önce yaptığı evlilikten çocuk sahibi olamadığını, tedavi için çok sayıda hastaneye gittiklerini söyledi.

Genç kızlığından bu yana adet görmediği için yumurtalıklarının gelişmediğini, bu nedenle de tüp bebek tedavisiyle bile çocuk sahibi olamayacağını öğrendiğinde çok üzüldüğünü belirten Çakır, psikolojisinin bozulduğunu ifade etti.

Ümidini kestiği dönemde başvurdukları merkezde tedavi sonrası hamile olduğunu öğrendiğinde çok mutlu olduğunu anlatan Çakır, ”Bebeğim karnımda kıpırdayana kadar hamile olduğuma inanamadım. Çok farklı duygular içindeyim. Şimdi 7 aylık hamileyim. Bebeğimizi kucağımıza alacağımız günün hayalini sabırsızlıkla bekliyorum. Bebeğimle gerçekleştireceğim çok hayalim var” diye konuştu.

Baba Kerem Çakır ise çocuk sahibi olamadıkları için çok zor günler geçirdiklerini belirtti.

Doktorların ”Tüp bebek tedavisiyle bile çocuk sahibi olmanız çok zor.” dediğini aktaran Çakır, şunları kaydetti:

”Hiçbir yere gidemiyorduk. Utanıyorduk. Kimsenin çocuğunu sevemiyorduk. Çocuklu bir aileye gittiğimizde çocuk özlemimiz aklımıza geliyordu. Aileler ‘Niye sizin çocuğunuz olmuyor?’ diye sorunca çok üzülüyorduk. Sıkıntılarımız geride kaldı. Çocuğum olduğunda onu sırtımdan hiç indirmeyeceğim.”

BEYİN YUMURTA ÜRETİMİNİ SAĞLAYAMIYORDU

Merkezin Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Dilek İncesu, çocuk sahibi olmak için kendilerine başvuran hastaları Güler Çakır’ın muayenesinde ”adet görememe sendromu” rahatsızlığı teşhisinin konulduğunu dile getirdi.

Bu tür rahatsızlığı bulunan kişilerin tüp bebek tedavisiyle bile hamile kalma olasılıklarının çok düşük olduğunu vurgulayan İncesu, hastalarına yüksek dozda ilaç tedavisi uyguladıklarını belirterek, şunları ifade etti:

”Hormon eksikliği nedeniyle beynin kontrolünde olan yumurtalıklar üretmiyordu. Biz yumurtalıkları harekete geçirdik. Beyin bir türlü yumurta üretimini başlatamıyordu. Yumurta için gereken iki hormonun eksikliğini gördük. Bu yönde uygulanan tedaviler sonrası hastanın yumurta üretimini başlattık. Tüp bebek yöntemiyle Güler Çakır, hamile kaldı. İlk 10 hafta bizim gözetimimizde hamileliğini geçiren Güler, şimdi 7 aylık hamile. Bir kız çocuğu dünyaya getirecek